• Murat Hüseyin inceoglu

Konstanz Gölü Çevresi "BİR GÜNDE DÖRT ÜLKE"

Güncelleme tarihi: 5 Oca

     Evet, yanlış görmüyorsunuz bir günde dört ülke. Biraz kilometre yapacağız ama sizleri gün sonunda hangi ülkenin hangi kentinde olduğunuzu karıştırmış bir hale getireceğimi umuyorum. Dört ülkeyi dört bölüme ayırıp bakacak olursak;



    İlk bölüm Almanya:

Burada dört durağımız olacak bölüm başında yazdığım “masalsı alman kasabaları” betimlemesinin gerçek yüzüyle tanışacaksınız. Rotamızda iki sıra dışı müze ve iki benzersiz kasaba mevcut bulunuyor. Sabah kahvaltısı Almanya’da bu kesin.



    İkinci bölüm Avusturya:

Festivalleri ile ünlü Bregenz isimli Avusturya kasabası. Nüfusunun %7,3’ünü Türkler oluştursa da Alman kültürünün derin izlerini taşıyan bir yer. Öğle yemeğini Almanya’da mı yesek, yoksa Avusturya’da mı? Bu cevaplanması zor soruyu biraz düşünmemiz gerekecek.



     Üçüncü bölüm Liechtenstein:

Devletinin en büyük iki kenti Vaduz ve Schaan görülecek yerler arasında. Acayip zengin bir dokusu yok ama yinede farklı bir ülke görmek ve bir kahvesini içmek iyi gelecek. Bu arada kentlerin sarsıcı büyüklüğü karşısında diliniz tutulacak.


Göl kıyısında barok bir kilise.

     Dördüncü bölüm İsviçre

Arbon adı verilen minik ama şirin İsviçre göl kasabasına uğramak planındayım. Akşam yemeğini bu ülkede mi alırız yoksa Almanya’da mı bilemiyorum? Ah zenginlik ne zor şey şekerim insanın bir sürü acayip derdi oluyor. Ancak yatıya Almanya’dayız otelimiz bizi bekler. Plan böyle. Sıra geldi detaylara:


Günün planı [260 KM]

Başlangıç .. Konstanz............     Almanya

PFAHLBAUTEN …….....50km    Almanya

MEERSBURG ………….7km      Almanya

FRiEDRiCHSHAFEN … 20km    Almanya

LiNDAU ………………… 20km    Almanya

BREGENZ ……………… 8km     Avusturya

VADUZ & SCHAAN …… 53km    Liechtenstein

ARBON ………………     65km    İsviçre


    KONSTANZ

    Yaklaşı 80.000 nüfusa sahip Almanya’nın en güney kentidir. Ayrıca Almanya’nın en sıcak kenti olması nedeniyle ülkenin en turistik kentiymiş. Kentteki iki yüksek okul ve bir üniversite nedeniyle bulunan 12.000 öğrenci kenti son derece genç bir nüfusa sahip kılmış. Klasik Avrupa kentleri gibi bir nehri var. Rhein kenti tam ikiye bölüyor. Ancak klasik Avrupa kentlerinde olmayan iki noktası var bu kentin. Birincisi devasa Konstanz veya Boden gölü. İkincisi kentin İsviçre ile sınır kenti olması. Komşusu Kreuzlingen ile iç içe yapısı zaten öğrenciler nedeniyle kozmopolit olan havasını daha da karıştırmış.


Kent İsviçre ile iç içe.

    Konstanz gölü Avrupa’nın üçüncü büyük gölü en deri yeri 254 metre ve yüzey rakımı 395 metreymiş. Leman gölü daha büyük olmasına karşın hilal şekli nedeniyle karşı kıyının hep görünmesi daha küçük görünmesine sebep oluyor. Konstanz gölü ise yaklaşık üçgen biçiminde, bu nedenle tabanına doğru çok büyük hissi veriyor. Suyu içilebilir ve yüzülebilir nitelikteymiş. Almanya’nın Baden Würtenberg eyaleti, içme suyunu bu gölden alırmış. Göl nasıl kurumazmış peki diye aklınıza gelebilir. Bunun tek nedeni Rhein’ın Alplerden aldığı suyu bu göle taşıması. Güneyinden katıldığı gölden, kuzeyinden tam da Konstanz’ın içinden ayrılıyor.



    Hemen baştan belirteyim çok sevdim ben bu kenti. Aslında bu kente gelmek gibi bir planım yoktu. Bu kentin görülesi yanından da haberdar falan değildim. Konaklama noktaları içerisinde Almanya’nın İsviçre’den daha ucuz ve zengin olması ve konumunun bizi hedeflediğimiz yerler için çok uygun oluşuyla ilgimi çekti burası. İyi ki ilgimi çekti ve tanışmışız kendisiyle, bir albenisi var. Burası sadece benim değil Romalılarında ilgisini çekmiş ki çok güzel bir kent yapmışlar vaktiyle buraya. Eh göl var, nehir var, termal su var, ova var, orman var daha ne olsun. Orman deyince meşhur kara orman (schwarzwald) bu ilin sınırlarında. Kara orman pastasının da bu eyalet kökenli olduğu belirtiliyor. Bu bilgiyi de buraya yazmış olayım.



     Eski kent yeni kent ile iç içe 200-300 yıllık evler yenileri ile yan yana, ilginç bir harmonisi var. Güzel bir katedrali, kayzer çeşmesi adında bir çeşmesi var. Çeşmenin yanı başında hayvan figürlerinden oluşan küçük heykelcikler var anlamlarını tam çözemedim ama çok şirinler. Kent merkezinin neredeyse tamamı araç trafiğine kapalı bu da burayı daha canlı kılmış.




    Öne çıkan bir noktada Peter Lenk adı verilen bir modern Alman heykeltıraşın, biraz “açık ve kaçık” ama kesinlikle komik ve farklı heykelleri. Özellikle “zenginlerin görgüsüz yaşamları” adı verilen heykelini çok sevdim doğrusu.Bu heykeli görmeden gitmeyin derim.

     Kentin bir önemi de Roma’nın barbarlar tarafından yağmalandığı 1400’lü yıllarda papalık seçimlerinin burada yapılmış olmasıymış. Seçimlerin yapıldığı konsil binası kent merkezinde sağlam ve ayakta. Bu seçimler sırasında din adamlarının yanı sıra pek çok kral ve devlet adamı buraya akın edermiş. Ve onlarla beraber pek çok hayat kadını da burada hazır bulunurmuş (papalık seçimlerinde yuh yani). Kentin tam limanına Peter Lenk tarafından devasa bir İmperia heykeli yapılmış. Büyük bir hayat kadını ellerini yukarı kaldırmış avuçlarında iki adet çıplak figür oturuyor. Biri başında şapkasıyla papa, diğeri çıplak bir kral ve her ikisi de hayat kadınının avucunda. Mesajı açık sanırım. Hoş bir heykel olmuş.




       Burada bulunmak devasa gölü görmek, berraklığı karşısında sinir olmak, güzel evlerine bakmak güzel olacak. Ben sevdim sanırım sizde seveceksiniz bu kenti. Almanya’nın Antalya’sı diye nitelendiriyorlar burayı ama Antalya ile Konstanz arasında ben bir ilişki kuramadım. İkisi de güzel ama benzerlik ancak amorti düzeyinde bence.



        İlerlemeden burada çiçeklerle dolu Mainau adasını değerlendirin mutlaka. Biz çok dolu bir gün programımız nedeniyle gitmedik ama çiçek ve doğa severseniz özelikle baharda gitmişseniz düşünün derim.


Zenginlerin görgüsüz yaşamından: İşte benim adamım.

      PFAHLBAUTEN

     Bu bir müze, ismi okunuşu ise fahbauten. Burayı bulmam biraz şans eseri oldu ancak inceleyince son derece sıra dışı ve benzersiz olduğunu fark ettim.



      Milattan önce 4000 ila 850 yılları arasında göl kıyısında yerleşmiş olan taş ve tunç çağı insanlarının kalıntıları göl tabanında bulunmuş. Uzun süren araştırmalar sonucunda köyün orijinal bir rekonstrükyonunu yapmışlar.



     Tamamen taş devri imkânları ile asıllarına uygun boyutta ve sayıda inşa edilmiş. Çok güzel ve benzersiz bir görüntüsü var. İçerisinde o dönemde kullanılmış aletlerin ve giysilerin sergileri, değişik canlandırmalar mevcut.



      Hemen yanında bir televizyon programı için inşa edilmiş ve 13 kişinin 8 hafta boyunca yaşadığı taş devri mekânlarını görme imkânı var. Burayı çocuk büyük tüm gezginler severek gezecekler diye düşünüyorum. Girişte size bir video izletiyorlar izlemek ve gezmek 2 saatinizi alacak ve unutulmaz anılarla ayrılacağınız bir yer.



     MEERSBURG

    Toplam nüfusu 5300 olan bir kasaba. Tam da “masalsı Alman kasabaları” tanımına uygun bir yer. Göl kıyısında yerleşmiş renkli evleri, balkonlardan sarkmış çiçekleri, tertemiz kaldırımları iki sarayı ve bir şatosu bulunan bir yer. İsviçre, Almanya gezerken şato meselesi beni yordu vallahi beş bin nüfuslu yerde şatomu olurmuş bile diyemiyorum artık.



     Kent iki parçadan oluşmuş bir kale şehirmiş ama şimdi kaleden eser yok. Aşağı kent iki sıra ev bir kapıdan oluşan ama şirin mi şirin bir yerleşim. Göle sıfır ve bir limanı var. Liman girişinde Konstanz’dan hatırlayacağınız Peter Lenk’in bir heykeli var. Adamın heykelleri çok sıra dışı. Hani çok ünlü mü bilmiyorum ama şiirde Orhan Veli, resimde Salvador Dali neyse heykelde de Peter Lenk öyle birisi.



     Bir de yukarı kent var. Yukarı parça kasabanın asıl merkezi konumunda. Çok şirin ve süslü evler ile dolu bir yer. Ancak buradaki süs ve alımlılık renk ve çiçeklerle tamamlanmış. Sarayın bahçesinden aşağı şehir ve Konstanz gölü manzarası çok etkileyici.



     Çarşıları, kâffeleri, şatosu ile akılda kalacak sımsıcak bir yer burası. Meersburg tüm gezi içinde gördüğünüz yerler içerisinde çok sevdikleriniz listesinde olacak albenide bir yer. Daha fazla laf kalabalığı yapmadan ilerleyelim yol uzun, yer çok, gün kısa.



      FRiEDRiCHSHAFEN

     Burası göl kenarında irice bir yerleşim, nüfus 60.000 kadar. Güzel bir dokusu olmasına karşın buraya uğramanızı önerme sebebim Zeppelin Museum adlı bir müze. Graf Zeppelin adlı amca 1838-1917 yılları arasında yaşamış ve mucidi olduğu iki alet var: Birisi bizim zeplin diye bildiğimiz hava taşıtı; İkincisi ise uçak gemisi. Evet yanlış okumadınız dünyanın ilk uçak gemisini bu amca yapmış.


Konztanz'dan zeplin turuna katılmak bile mümkün.

     Zeplin fabrikası da eskiden buradaymış. Müzede eski zeplinlerden kalma parçalar, yolcu bölümleri, fotoğraflar mevcut. Çok aşırı büyük değil dünyada bir benzeri yok. Eğer bu benim ilgimi çeker diyorsanız uğramanızı öneririm.


Meerzburg

     LiNDAU

    Lindau, Almanya'nın güneyinde, Bavyera eyaletinde “ada kent” şeklinde bir kasaba. Dünyada bir adada bulunan onlarca kent bulabilirsiniz ancak adanın tamamı kent olan dört kentten biri Lindau. Bu kentler Venedik, Male (Maldivler), Flores (Guetemala) ve Lindau’ymuş. Ihlamurlar adası olan adının anlamı ıhlamur (Linda) kelimesinden gelmekteymiş.



    Bu kadar uzaktan size ne ifade ediyor bilmem ama Lindau sımsıcak şirin bir yerleşim. Ama bugün Meersburg için belirttiğimi yineliyorum; Lindau gezi sonunda aklınızda kalacak yerler listesinde yer bulacaktır sanıyorum.



     Masalcı Grim kardeşler Rapunzel Masalını burada yazmış ve buradaki bir kuleden ilham almış.



     Kentin çekim merkezlerinden olan limanı bugünkü halini 1856’da almış. Limana gemiler mendireğin iki ucunu süsleyen 6 metrelik Bavyera Aslanı ile 33 metrelik deniz feneri arasındaki boşluktan giriyor. Hemen deniz kenarında eski şehir surlarının bittiği noktada Mang Kulesi olarak bilinen zarif gözetleme kulesi manzarayı tamamlıyor. Yaklaşık 200 yıl burada üretilen eşarp ve dokuma ürünlerinin asılıp kurumaları için yapılan kule özelikle sarı, kırmızı ve kahverengi kiremitlerle süslü çatısıyla dikkatleri çekiyor.



     Oldukça turistik olan bu kentin merkezini ise Marktplatz (market meydanı) oluşturuyor ve ortasında da bir Neptün çeşmesi var.

Adanın ve gölün en güzel evi: Marktplatz Meydanı’ndaki en ilginç yapı, aynı zamanda Bodensee’nin en güzel evi olarak bilinen Cavazzen haus. 1729’da bir ailenin oturması için yapılmış. Ön yüzü meyve ve çiçek resimleriyle çok güzel süslenmiş, boyanmış. Bu yüzden büyük ün yapmış. Ben bu gün içerisinde çok daha güzel evler gördüğümü belirtmeliyim.

633 yıllık fırın 661 yıllık bakkal: Kentin fırını 1386’dan beri hizmette. Yanında ise peynir ve et satılan bir başka tarihi dükkan var. Ev yapımı biralar yakındaki bir binada üretilip satılıyor. 1358’den kalma dükkân ise geleneksel gıda maddeleri satmayı sürdürüyor. Bu çarşı bölgesi çok hareketli ve yemek yemek için uygun seçenekler var.



     Bu minik Alman kasabasında her yıl “nobel ödülü alanlar toplantısı” düzenlenirmiş. Bu kişilerin birkaç gün burada toplantı yapıp beyin fırtınası yapmasını amaçlayan bir komite bulunurmuş. Fazlasını da orada görürsünüz artık canım bu kadar laf yeter.



     BREGENZ

    Vorarlberg eyaletinin başkenti, Avusturya’nın en batı kentidir. Yaklaşık 35.000 kişilik nüfusu vardır. Sahilden geçen demir yolu olmasa acayip albenisi olan bir yer olmaya adaymış hani.



    Sınırı geçince benzin istasyonlarındaki kalabalık dikkat çekici olunca bizde girip bakıyoruz. Bu göl kıyısında en ucuz benzin Avusturya'da satılırmış bu nedenle pek çok insan burayı tercih ediyor gibi görünüyor. Nüfusunun %7’si Türklerden oluşuyormuş. Tarihi kısımları çok net değil, modern kesim hâkim. Farklı bir ülke topraklarında bulunmak, düzgün kentleşme örneklerini görmek ve Avusturya’nın bir kahvesini içmek iyi gelecek sanırım. Hani Meersburg ve Lindau gibi masalsı değil ama güzel bir yer Bregenz.



    Bregenz’in en öne çıkan yanı Bregenz Opera Festivali sanırım. Bu festivalde konserler, Konstanz Gölünün hemen kıyısına kurulmuş olan devasa türbinler ve suyun üzerine her bir konser için kurulan farklı devasa sahne dekorunda sahnelenirmiş. Bregenz İlber Ortay’lının memleketiymiş uzun saatler kalmasanız bile ama güzel düzenlenmiş kıyı şeridi ve kent içinde hoş vakit geçireceğimizi sanıyorum.


Yolda Alpler size eşlik edecek.

    LİECHTENSTEİN

    Ülkenin güle uzaklığı 35 km kadar. Yani göl çevresinde tasarladığınız bir günde burayı da katmak gününüze güzel bir renk katacaktır. Yolunuzu bir buçuk veya iki saat kadar uzatacaktır. Eğer ilgi duyarsanız bu minik ve şirin ülke ile ilgili bir yazı hazırladım daha fazla detay için ona bakabilirsiniz.



     ARBON

      İsviçre’nin Kosntanz gölü kıyısında inci gibi küçük bir kasabası. Güzel evleri, bir kulesi, iki şatosu (hala şaşırıyor musunuz?) hoş bir çarşısı var. Yarım saat mola verip dolaşabilirsiniz, sonra ve elini Konstanz.



    Bugün biraz sıkışık oldu ama bir günde dört ülke görme lüksüne sahip olacaksınız. Yorulacaksınız ama sanırım çok eğleneceksiniz. Sanırım otele geç döneceğiniz bir gün olacak ama sanırım çok memnun kalacaksınız.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör