• Murat Hüseyin inceoglu

Saraybosna Bölüm:2 "Osmanlı Bosnası"

Güncelleme tarihi: 29 Ara 2019

     Ferhadiye üzerindeki çizgiyi aşmak sizi Başçarşı (Baščaršija) bölümüne çıkarıyor. Burası Osmanlı İmparatorluğu tarafından kurulan Saraybosna’nın eski kent merkezi. Burada çok önemli Osmanlı eseri bulunuyor. Dönem dönem çeşitli saldırılara maruz kalan çarşı 19. yüzyılda meydana gelen yangın sonucu orijinalliğini kaybetmiş ve küçülmüş olsa da halen şehrin en önemli noktası. Genelde tek katlı binalardan oluşan ve yazılarda 1080 dükkân olduğu belirtilmiş olan bir bölge.



    Yani bayağı bir çarşı dükkân var. Gez göz arpacık durumu yani. Sadece çarşı değil Burek denilen Boşnak böreği ve pita denilen bir tür kapalı pide türü satılan dükkânlar da yoğun, cevapi denilen Boşnak köftesi dükkânı da çok. Biri birine çok yakın birçok eser ve yapı var. Aşağı yukarı bir tam gün burada çarşıda gezmek ve yemek yemekle oyalanabilirsiniz.



    Sebil (Sebilj), şehrin simge yapılarından biri. Taş ve ahşaptan yapılan çeşme güzel bir Osmanlı eseri. Şehrin buluşma noktası olan sebil ve çevresi oturup dinlenmek, bir şeyler içmek için ideal bir yer. Yolcu ve ziyaretçilerin temiz su ihtiyacını karşılamak için 1753 yılında Mehmet Paşa tarafından yaptırılan çeşmenin yeri 1891 yılında değiştirilmiş. Savaş sırasında zarar gören Sebil günümüzdeki halini ise 2006 yılında yapılan yenileme çalışmaları ile kazanmış. Çeşmenin benzeri 1989 yılında Belgrad’da yapılmıştır. Bir benzeri daha Aziz Louis’in 250. doğum günü anısına Amerika’ya hediye edilmiştir. Günümüzde Ankara’da da çeşmenin bir benzeri bulunuyormuş. İçinde bulunduğu meydan sürekli güvercinlerle dolu olduğu için güvercin meydanı olarak anılıyor. Hakikaten çok güzel ve samimi meydan görünüyor. İnsan kendini eski İstanbul’da hissedebilir hani. Eh o zaman da bizim İstanbul’daki eski kent merkezi nerelerde diye düşünüyor insan.



     Başçarşı Camii: Yakınındaki bilgiye göre, bu camii 1528 tarihinden daha önceleri ahşap kubbeli olarak yapılmış; ancak kubbesi 1697 yangınında zarar görünce taş kubbe olarak ta 1900’lerin ortalarında yeniden yapılmış. Başçarşı Camii’ye aynı zamanda Hacı Durak Camii de deniyor.




   Galatasaray’ın eski futbolcusu Hodzic’in Galatasaray adlı kebapçısı Cevabdzinica Hodzic de bu çarşının en ünlü ve lezzetlilerinden birisi. Burada kendisi ile tanışmak fırsatı oldu. Bu da bizim için hoş bir anı oldu.



    Morica Han, 17. yüzyılın başlarında yapılan ve şu an Saraybosna’da halen kullanılan tek han olduğu belirtilmiş. İçeride İran’dan geldiğini duyduğum çeşitli ürünler satılıyor. Kapısından girdiğiniz anda kendinizi Antep veya Bursa’daki hanlardan birinde hissedebileceğiniz güzel bir yer. Han içinde Türk çayı veya Boşnak kahvesi içilen bir kâffe bulunuyor. Kahvenin sunuşu da tadı da pek güzel denemenizi öneririm.



    Gidilip oturulması en azından görülmesi gereken bir yer. Boşnakça ve Türkçe şarkılar, ilahiler çalındığı sıkça yazılmış ancak bir orada deng gelemedik. Saraybosna’ya giden Türklerin de favori mekânlarından birisi.



   Bu arada Türk çayı deyince Boşnakların pek çay ile arası yok, çay isteyince neyin var hasta mısın diye soruyorlar. Yani çay daha çok Türk turistlerin katıldığı bir turistik aktivite sayılabilir.



    Gazi Hüsrev Bey Camii: Sanıyorum tüm Bosna Hersek’teki en önemli cami burasıdır. Uzun süre Bosna sancak beyliği yapan Gazi Hüsrev Bey tarafından 1531 yılında yaptırılmış. Gazi Hüsrev Bey, babası Boşnak annesi Sultan 2. Beyazıt’ın torunu Türk olan bir Osmanlı sancak beyi. Saraybosna’nın fethedilmesinden sonra burada sancak beyliğine atanıyor ve ciddi imar faaliyetlerinde bulunuyor Birçok yerde gördüğüm yazılarda bu caminin Mimar Sinan tarafından yapıldığı yazıyor. Ancak, detaylı araştırmalarım sonucu öğrendiğim bilgiye göre İran kökenli Acem Esir Ali adlı bir Osmanlı mimarı tarafından yapıldığı tahmin ediliyormuş. Çok güzel bir cami ve çok güzel bir ahşap abdest çeşmesi var. Savaşta ağır hasar almış ama Suudi Arabistan hükümeti onarımı ile yenilenmiş.



    Saat Kulesi/Sahat Kula, Saraybosna’nın bir diğer sembol yapısı. Kule, Gazi Hüsrev Bey tarafından namaz vakitlerinin anlaşılabilmesi amacıyla yaptırılmış ve ay takvimine göre çalışıyor. Akşam namazı vaktinin güneşin batış vakti olması nedeniyle saat kulesi de güneş battığında tam 12’yi gösteriyor. Kule bu şekilde ramazan ayında iftar vaktinin geldiğini de göstermiş oluyor. Dünyada ay takvimine göre çalışan tek saat buymuş.



    Saraybosna’daki en eski ve ünlü caddelerden biri olan Bakırcılar Çarşısı (Kazandziluk), 15. yüzyılda yapıldığı dönemden bugüne bakır ve alüminyum işlemeciliği ile tanınmaktaymış. İlk başlarda ihtiyaçlar doğrultusunda çeşitlendirilen ürünler zaman içerisinde daha çok estetik beklentiler ile şekillendirilmeye başlanmış. İsmini bu zanaat dallarından alan ve günümüzde hala metal işlemeciliğinin yapıldığı Bakırcılar Çarşısı’nda hem gezip görülecek hem de alışveriş yapılacak bir yer gibi göründü bana. Dükkânlar ve metal işlemeciliği babadan oğla geçerek aile mesleği haline gelmiş. Alışverişlerde Türk lirası da kabul ediyorlar bilginiz olsun.

Gazi Hüsrev Bey Bezistan (Bedesten) Gazinin yaptırdığı kompleksin bir parçası içi şimdilerde hediyelikçi dolu bir yer. Bana yoğun biçimde Antep’teki çarşıları hatırlattı.



   Umut Tüneli (Sarajevski ratni tunel), Saraybosna’da savaş döneminde önemli rol oynamış bir tünelin müzeye dönüştürülmüş halidir. 1992 ve 1995 yılları arasında süren modern savaş tarihinin en uzun süren kuşatması altında Saraybosna’ya günde ortalama 300 civarında bomba düşüyordu. Bu küçük şehirde, şehrin etrafındaki tepelere konuşlanan Sırplar keskin nişancı ve topçu birlikleriyle 4 yıl boyunca Saraybosna’ya kan kusturdular. Öyle ki 22 Temmuz 1993 tarihinde şehre düşen bomba sayısı zirveye ulaşmış ve bir günde 3777 tane bomba atılmış. Birçok fotoğrafta da görebileceğiniz gibi keskin nişancı ateşlerinden korunmak için insanlar bir yerden başka bir yere ancak koşarak gidebiliyordu.



     Çünkü durursanız ölüyordunuz. Tüm bu durumlar nedeniyle Saraybosna halkı, 1993 yılında Dobrinja’dan Butmir’e havaalanının altından geçen bir tünel yapmaya başladı. Her iki taraftan başlanan çalışmalar 4 ay 4 gün sonra pistin altında birleşerek tamamlanıldı. 1 metre genişliğinde, 1,5 metre yüksekliğinde ve 800 metre uzunluğunda olan tünelde 2 yıl gibi bir süre boyunca insan, erzak ve mühimmat taşındı. Tünel, Saraybosna’ya bir umut ışığı olmuş ve binlerce insanın hayatını kurtarmış. Tünelden geçmek için iki taraftan da insanlar sıraya girerlermiş. Bazı zamanlarda tünelin içinde aynı anda, sırt çantalarında 50 kiloluk gıda yüklü çantalar taşıyan 1000 kişi bulunabiliyormuş. 1994 yılında, malların yük arabalarında taşınmasını sağlamak amacıyla demiryolu rayları döşenmiş. Büyük grupların tünelden geçmesi kimi zaman iki saati buluyormuş.



     Günde ortalama 4000 kişi geçermiş. Sırpların sürekli bombardımanı ve keskin nişancı ateşi yüzünden malların taşınması işlemi geceleri yapılıyormuş. Tüneldeki operasyon o kadar büyükmüş ki iki yılda 3.500.000 milyon ton gıda,13.500.000 milyon ton silah, inşaat malzemesi, 720.000 insan içeri ve dışarı yönde taşınmış. Bugün Bosna Hersek diye bir ülke varsa bu tünelden taşınan silah, insan ve malzeme lojistiği sayesinde olduğunu belirtmemiz hiçte abartılı sayılmaz. İşin en tuhaf yanı bu kadar büyük bir nakliye operasyonu Sırplar tarafından hiç fark edilememiş. Bir biçimde Boşnakların lojistik destek aldıklarına emin olsalar da Sırplar bütün istihbarat çalışmalarına karşın burayı bulamamış.

   Güvenlik nedeniyle kuşatma sonrası tünel yıkılmış ve tarihi değeri nedeniyle küçük bir kısmı ziyaret edilebilir durumda bırakılmış.

    Umut Tüneli daha sonra buradaki evde yaşayan aile tarafından müzeye dönüştürülmüş. Günümüze müze içerisinde mermi izleri, askeri teçhizat, fotoğraflar ve çeşitli belgeler görülebilir durumda. Tünel ziyareti ile savaş sırasında yaşanılan zorlukları yerinde hissedebileceksiniz. Ancak tünel o kadar dar ve kasvetli ki bu denli malzeme ve eşyanın buradan nasıl taşındığına insan şaşırıp kalıyor doğrusu.



   Vrelo Bosne (Bosna Baharı): Ve işte Saraybosna’nın alametifarikası (bkz. Türk dil kurumu sözlük: ayrıcı özelliği) ve en güzel ilk bir kaç yerinden birisine geldik.

Vrelo Bosne’ye gidenlerden abartı derecesinde övgüler duyabilirsiniz. Vrelo Bosne, her iki yanında bulunan ve uçları tepeden birleşen çınar ve kestane ağaçlarıyla sonsuza kadar gidiyormuş gibi görünen Velika Aleja yoluyla başlıyor.



    Bu yolda yürümek özellikle çift halinde yürümek çok ayrıcalıklı bir aktivite. Vrelo Bosne’ye bu yol üzerinde faytonlar veya kiralayacağınız bisikletlerle ya da yürüyerek ulaşabilme seçeneğinizde var. Ağaçlı yol yaklaşık 3km uzunluğunda. İçeride geniş yeşillikler, göletler, kuş sesleri ve fotoğraf çekmeniz için poz veren kuğular sizleri bekliyor.



    Bizim yedi göllerin düzlükte kurulmuş hali gibi bir yer. Vrelo Bosne içerisinde bir restoran da bulunmakta ve yemek yiyenler oldukça beğenmiş. Biz yemedik ama bir kahvesini içmek bize iyi geldi.



Gazi Hüsrev Bey Medresesi -ki buraya kubbeleri kurşun örtülü olduğundan aynı zamanda Kurşunlu (Kuršumlija) Medrese de deniyor, sağ tarafındaki yapı Gazi Hüsrev Bey Hankâh‘ı ve sol tarafında ise Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi ve Müzesi ile bir kompleks şeklinde yer alıyor.



    Kovaci Groblje ya da Kovaçi Şehitliği, Bir mezarlık düşünün; yüzlercesi yatıyor, mezar taşlarına bakıyorsunuz, doğum tarihleri farklı ama hepsinin ölüm tarihleri aynı. Kovaçi Şehitliği aynı zamanda Bosna’nın ilk Cumhurbaşkanı Alija Izetbegović’in kabrini de barındırıyor. Şehitlik aynı zamana konumunun getirdiği yükseklik nedeniyle şehre hakim ve güzel bir manzaraya da sahip gibi görünüyor.




   Baş çarşı yakınında Latin Köprüsü’nün karşısında Milijacka Nehri’nin güneyinde yer alan At Meydanı Parkı Saraybosna’da bir zamanlar köle ticareti ve idam olaylarının gerçekleştirildiği ünlü meydandır.



    Yer yer hüzünlü, yer yer lezzetinden doyum olmaz, buram buram Anadolu kokan sempatik güzel bir gezi sizleri bekliyor olacak sanırım. Umarım ki bu gezi sizler için dinlenmek, eğlenmek ve hayata bir parantez açmak için bir vesile olur.



0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör