• Murat Hüseyin inceoglu

KiEV "Kuzeyin Soğuk Başkenti"

Güncelleme tarihi: 6 Mar

     Ukrayna’nın başkenti ve en büyük kenti. Nüfusu 3 milyon kişi. Sondan söyleyeceğimi baştan söyleyeyim bu kentin görünüm, gezilecek yerler ve yapısı bakımından Lviv ile uzaktan yakından hiç ilgisi yok. Belki de tek benzerlikleri aynı ülkede bulunmaları. Aslında bu bir bakıma bir Ukrayna gezisini daha da cazip yapıyor çünkü farklılıklar heyecan ve renk katar değil mi?



      Önce konaklamayla başlayım bu kentte bizim konakladığımız otel Aloft Kiev adında bir tesis oldu. Otel 4 yıldızlı ve Mariott oteller zincirine ait bir tesis. Kiev’in en gözde bölgesinde konumu süper. Kesinlikle tertemiz konforlu bir otel eğer bütçenize uygun gelirse hiç düşünmeyin. Hem metroya hem gezilecek yerlere yakın.

     Bir noktada ulaşımla ilgili biz Lviv ve Kiev'i kapsayan Ukrayna gezisi olarak yaptık. Ve aradaki ulaşımı da uçakla değil trenle yaptık. Kompartımanlar yataklı ve çok keyifliydi. Yolculuk 4 saat sürüyor ki bu süre indi bindisiyle beraber uçak ile aynı.



      Bizim gezdiğimiz şekilde yazacağım bu şekliyle paket gibi kullanabilirsiniz. Kente akşam indiğimiz için önce bir yemek ile başladık. Yemek için seçtiğim mekân Happy Grill Restoran. Et ve diğer yemekleri ile yüksek beğeni almış bir mekan. Yemekleri çok aşırı güzel değil ancak güzel bir mekan öneririm. Yemek önü Dinyeper nehri kıyısına gidebilirsiniz ki bu gerçekten çok büyük bir nehir. Tuna nehrini gördüyseniz sanki ondan biraz daha büyük gibi görünüyor. Kenti tam ikiye bölüyor siz batı kıyısında olacaksınız ve benim yazığım programı izlerseniz hep orada kalacaksınız. Tam karşınızda nehrin plajları olacak yaz aylarında orada nehre giriyorlarmış.



      “İçinde parklar olan şehirler gördüm ama parkın içinde şehri ilk kez görüyorum.” Bunu ben söylemiyorum, ünlü Alman edebiyatçı Goethe söylemiş. Kiev’de her sokakta bir park görmeniz mümkün.



    Zoloti Vorota (Golden Gate)

     Kiev gezilecek yerler listemizin önemli tarihi yapılarından olan Altın Kapı (Golden Gate) 1017-1024 seneleri arasında Kiev prensliğinin kurucusu Yaroslav Mudri tarafından yaptırılmış. Kiev’in surları arasında bir giriş kapısı olarak Bizans mimarisinden etkilenilerek yapılmış. Altın Kapı çevresinde sur yok hepsi yıkılmış. Yapının bir kısmı zaman içerisinde yıkılsa da şehri yöneten Sovyet yetkililerin emri ile 1982 yılında aslına uygun yenilenmiş.

Altın Kapı’nın dilerseniz içi de gezilebilir ve üzerine de çıkılabilir durumda. Fakat arasındaki konumu ile binaların açıkçası çok olağanüstü bir durumu yok. Dışı çok etkileyici bu binayı görüp devam edebilirsiniz.




      St. Sophia’s Cathedral

     Ukrayna’nın Unesco Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan önemli eserlerinden olan Aziz Sofya Katedrali ismini Ayasofyadan alıyor. Yaklaşık 1000 yaşında bir yapı. Katedral 2007 yılında yapılan oylama sonucunda Ukrayna’nın yedi harikasından biri olarak seçilmiş. Öyle Ayasofya kadar büyük ve görkemli de değil. Eski krallık zamanında taç giyme törenleri gibi önemli olaylarda kullanılmış. Yeşil çatılarıyla güzel görünüyor. Katedral girişinde yer alan çan kulesine çıkarak şehri kuşbakışı seyredebilirsiniz. Yalnız baştan uyarayım burada asansör yok ve merdiven çıkmanız gerekiyor. Siz çıkacaksanız size kolay gelsin diyorum. Biz dışından görüp devam edenlerdeniz.




      St. Michael Altın Kubbeli Katedral

      Kiev’in önemli dini yapılarından olan St. Michael Altın Kubbeli Katedral 1108-1113 yılları arasında inşa edilmiş. Mozaikleri ve freskleri ile dikkat çeken katedralin en tepesinde ise Başmelek Mikail’e adanmış bir anıt var. Zamanla çevresine Barok stilinde binaların inşa edildiği manastır zaman zaman tadilatlar geçirmiş.



     Ukrayna meydan devrimini anlatan "Winter of Fire" filmizi izlediyseniz bu yapıyı insanların saklandığı dini yapı olarak hatırlıyor olacaksınız. Önündeki meydanla birlikte çok güzel görünüyor. İçi de oldukça güzel ve etkileyici ve fotojenik. Kilise deyince yüzünüz buruşmasın bu son iki yapıyı çok seveceğinizi düşünüyorum.



    Andrevski Yokuşu (Andrevski Spusk)

     Bu kentteki enim favori noktalarımdan biri Andrevski Yokuşu (Andrevski Spusk) oldu. Burası geçmişte şehrin yönetim kısmı olan üst bölge ile halkın yaşadığı alt bölgeyi birbirine bağlayan önemli bir geçitken günümüzde şehrin en popüler yerlerinden. Yokuş, ilk yapıldığı dönemde yayaların geçebileceği bir yerken 1711 yılında yol genişletilerek at arabalarının da geçebileceği önemli bir bağlantı yolu olmuş.



       Yukarı kent tarafındaki başlangıcı Aziz Mikail Katedraline yakın. Sesiz sokaklar, Arnavut kaldırımları hoş bir doku kazandırmış. Caddenin üst ucunda St Andrews Kilisesi yer alıyor. Kilise size komik gelecek ama Ortaköy camisine benziyor. Caddenin üst ucunda sokak satıcıları ve ressamlar yer tutmuş. Bu bölümde bana Paris‘teki Montmartre Tepesi‘ni anımsattı.



       Uzunca kıvrılarak inen bu yokuşta tezgâhlarda Sovyet döneminden kalma askeri ürünler, değişik hediyelik eşyalar, antika ürünlerin yanında çok çeşitli tarzda ürünleri kısaca bulabilirsiniz. Hediyelik için doğru yer burası. Kiev gezisinde en çok sevdiğim yer burası oldu. Ancak gitmeden okuduğum gezi yazılarında istisnasız herkes bu yokuşu çıkmış. İnanın insanların neden çıkmak yerine inmediklerini de tam çözebilmiş değilim. Ama Atın kapı, Aziz Mikali üzerinden çok keyifli bir yolculukla caddenin üst ucuna yürüyebilirsiniz.



     Yokuşun en altında Lviv Handmade Chocolade dükkânının bir şubesi var. Bu noktaya kadar yaklaşık 3 km yürüdünüz (oldu mu o kadar, oldu valla). Biraz oturmayı hak ettiniz siz. Ne kadar yumuşadım birden değil mi?



      Chernobyl Museum

     1986 yılında yaşanan dünyanın en büyük nükleer felaketlerinden biri olan Çernobil reaktör kazası anısına açılmış müze olan Chernobyl Müzesi Kiev’in olmazsa olmaz duraklardan.



      Müzede o dönem teknolojisinde felaket sonrası kullanılan eşyalar, hayatını kaybedenler ve felaket sonrası yaşananlar anlatılıyor. Ama sadece Ukraynaca anlatılmasa iyi olurmuş. Ancak bu moralinizi bozmasın gördükleriniz bile hayli etkileyici olacak. Küçük bir köşeyi de Fukushima santraline ayırıp nükller felaket müzesine çevirmek istemişler.



     Maidan Nezalezhnosti “Meydan”

     Şimdi sırada Özgürlük Meydanı ya da orijinal adıyla Maidan Nezalezhnosti var. Ben size burayı anlatmak için birçok şey yazabilirim. Ama Winter on Fire belgeselini seyredin bundan sonra çok da lafı uzatmaya gerek olmayacak sanırım.




     Bu anılar ve olaylarla dolu meydan da olmak tüm bu özgürlük savaşının verildiği yerde olmak bambaşka bir duygu. Düşünsenize dünyada çok az sayıda yaşanan devrimlerden birinin yaşandığı yerdesiniz.



     Khreshchatyk Caddesi

     Khreshchatyk ya da Türkçe okunuşu ile Kreşatik Caddesi de şehrin en önemli ve hareketli noktası. 1100 metre uzunluğundaki cadde boyunca birçok mağaza, kafe ve restoran yer alıyor. Stalin Döneminde inşa edilen tarihi binalar caddeye ayrı bir Sovyet havası katmış. Bu cadde şehrin kalbi ve ruhu, her şey buranın çevresinde dönüyor.



     Caddenin bir ucunda kapalı Besarabsky Pazarı diğer ucunda ise Bağımsızlık Meydanı yer alıyor. Caddenin en güzel özelliklerinden biri ise hafta sonları belirli bir saatten sonra trafiğe kapanıp sokak sanatçılarına, konserlerine ev sahipliği yapması.Biz oradayken de trafiğe kapalıydı. Çok geniş bu caddede adeta kızıl ordu gibi yürümek hoştu.



      Özellikle hava karardıktan sonra cadde boyunca dolaşmak oldukça keyifli. Her daim canlı bir cadde ancak şunu belirteyim cadde o kadar geniş ve binalar o kadar büyük ve uzak ki; öyle sıcak “dükkânlar sokağı” havasını kesinlikle bulamayacaksınız. Yine de kentin olmazsa olmazlarından. Pek çok aktivite buranın çevresinde dönüyor.


Meydanda can verenlerin adlarının bulunduğu anıt.

     The Burger Restaurant

     Arena city AVM’nin içerisinde çok lezzetli ve acayip çeşitli burgerler yapan bir mekân. Son derece iri burgerlerin ton balıklısından etlisine 30 çeşidi mevcut. Fiyatları burası ölçeğinde çok yüksek 35-55 tl arasında ama görsellik, doyuruculuk ve lezzet olarak mükemmellik sertifikası almış. Biz beş kadar çeşidini denedik hepsi güzeldi. Eğer burger yemek hoşunuza giderse denemenizi öneririm.

      Tatar restoranı Musafir de bizim damak zevkimize yakın lezzetleri ile seçenekler arasında. Oldukça dikkate değer bir yer. Biz gidemedik ama dikkate değeir bir yer.



    Besarabsky Market:

     Kreşatik Caddesi’nin başlangıcında yer alan kapalı pazarda meyve, sebze, et ürün satılışı yapılıyor Ben Pazar gezmelerini severim, sizin de seviyorsanız bakabilirsiniz. Bu arada Rus havyarları da satılan ürünler arasında isterseniz alabilirsiniz. Benim en çok hoşuma giden ise çok hoş hazıelanmış çiçekler oldu. Sadece bu çiçekleri görmek için bu markete girilir. Pazarın hemen yanında Kreşatik üzerinde Rosen çikolata fabrikası satış noktası var atlamamanızı öneririm.



     Arsenalna Metro İstasyonu

     Metro istasyonunun Kiev gezilecek yerler listesinde ne işi var dediğinizi duyar gibiyim ama bu istasyonun bir özelliği var. Tam 105,5 metre derinlikte yer alan bu istasyon dünyanın en derin metro istasyonu olarak geçiyor.



     Sovyet döneminde nükleer sığınak olarak da kullanılması amacıyla bu metro durağı yerin çok altına inşa edilmiş. Bu istasyonlarda kullanılan yürüyen merdivenler bizdekilere göre çok çok hızlı olmasına karşın, Arsenalna durağına inmek için bu hızlı merdivenler ile 4-5 dakikalık bir yolculuk yapmanız gerekiyor. İniş için uzun ve dik yürüyen merdivenlerden iki parti inmeniz gerekiryor. Biz Lavra yolcuğumuzda bu sığınak istasyona tanıklık ettik. Hoş bir deneyim oldu doğrusu.


     Mağaralar Manastırı (Pyimechersk Lavra)

    1051 yılında kurulmuş olan Pechersk Lavra ya da Türkçesi ile Mağaralar Manastırı, Ukrayna’daki en önemli dini yapılardan. Aslında burayı bir kilise gibi görmeyin bu alan bir dini yapılar kompleksi şeklinde yapılanmış. Mağaralar dışında pek çok değişik yapı ve bölüm var.

Kompleks içerisinde Mikro Minyatür Müzesi gibi dini içerikli olmayan farklı bölümler de yer alıyor. Bir sanatçının sadece mikroskopta görülebilecek kadar küçük eserlerinin sergilendiği bu bölüm hayli ilginçti. Ülkemizde de pireye pabuç giydiren sanatçı olarak gazetelerde de yer bulmuş.



      Lavra’nın bu kadar popüler olmasının en önemli nedenlerinden biri ise manastırın alt kısmında yer alan mağaralar. Lavra’nın “Mağaralar Manastırı” olarak anılmasını sağlayan bu bölümlerde gezmek sizin için de değişik bir tecrübe olacak. Mağaraların belli bir bölümüne kadar turist alıyorlar. İçerisi ilerledikçe daralıyor. Ancak ortam çok mistik.



      Unesco Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Lavra manastırını dünyanın dört bir yanından yaklaşık 45 milyon kişi ziyaret ediyor. Manastır mutlaka Kiev gezilecek yerler listesinde benim çok hoşuma giden yerlerden oldu. O söz ettiğim mikro minyatür müzesi hakkında az şey yazdım ama görünce sizin için çok ilginç ve hoş olacak.


Mikrominyatür müzesi.

    Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi ve Anavatan Heykeli

      Kiev'de beni en heyecanlandıran yerlerden biri de Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi (Great Patriotic War Museum) var. Bazı kaynaklarda II. Dünya Savaşı Müzesi olarak geçebiliyor kafanız karışmasın. İkisi de aynı yer. Temmuz 2015’te alınan kararla müzenin adı Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi olarak değiştirilmiş. Bu durumda burayı pek çok isimli hale getirmiş oluyor.



      Burası müzeden çok büyük bir parkı andırıyor. İçinde dev heykellerin ve müzelerin bulunduğu oldukça büyük bir kompleks. Geniş bir alana kurulu olan müzenin açık ve kapalı kısımları var. Açık alanda dev bir heykel, savaş döneminde kullanılan askeri araçlar ve çeşitli heykeller yer alırken kapalı olan müze kısmında ise çeşitli sergiler yer alıyor.



    Sovyetlerin Hitler Almanya’sını yenmesi anısına yapılan müzede askeri araç gereçler, muhtelif savaş dönemi üniformaları ve savaş dönemini anlatan çeşitli belgeler yer alıyor. Müzenin üst katında ise etkileyici bir fotoğraf galerisi var. Ama tüm bunlar park havasını değiştirmiyor.



      Müzenin açık alanında yer alan en önemli bölüm ise 102 metre yükseklik ve 560 ton ağırlırlığındaki Anavatan Heykeli (Mother Motherland). Anıt, Sovyetlerin Hitler zaferi sonrasında yapılmış. Anıtta 16 metre uzunluk ve 9 ton ağırlığında bir kılıç ile 13×8 metrelik bir kalkan var. Böyle ansiklopedik bilgi gibi tanıttım ama hakikaten etkileyici ve çok büyük bir heykel.



      1981 yılında tamamlanan anıtın kılıç bölümünün bir parçası şehrin önemli dini yapılarından Lavra‘nın haçından daha yüksek olduğu için kesilmiş. Din ve devler işlerinin eşitliği gibi bir şey.



     Böylelikle genel hatları ile size Kiev'i özetlemiş oldum. Oldukça değişik bir kent Sovyet etkileri taşıyan, modern görünümlü ve büyük anıtlar, hoş çarşıları ile çok alımlı. Eğer bu ülkeye yol alacaksanız Sempatik Lviv ve Gösterişli Kiev'i mutlaka görmelisiniz.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör