• Murat Hüseyin inceoglu

İZLANDA "Genel Bakış ve Planlama"

Güncelleme tarihi: 5 Mar

     İzlanda gezisini kafamda tam dört yıldır kurgulayan birisi olarak bu yazıları hazırlarken dahi çok yüksek bir heyecan duyduğumu belirtmeliyim. İzlanda adasını gezmeyi dünyanın her hangi bir yerini gezmek gibi düşünmemenizi isterim, daha ziyade İzlanda Gezegen’ine yolculuk gibi değerlendirmelisiniz. Çünkü burada göreceklerinizin şekli, sayısı ve dizilişlerini dünyada başka hiçbir yerde görmeniz mümkün değil. Hatta gezilecek yerler listesinde hiç adı olmayan ama sizde çok iz bırakacak o ıssız, yalnız ve doğal yol manzaralarını, insansız toprakları hiç mi hiç göremezsiniz. Unutmayın burası İzlanda burası dünyanın Antarktika ve Grönland gibi buz adalarını saymazsanız dünyanın en düşük nüfus yoğunluğuna sahip yeri.

Bu yalnız adaya gelince doğanın ne kadar inanılmaz bir şey olduğunu, güzelliğinin sınırlarını kestirebilme ihtimalimizin olmadığını net bir şekilde görebileceğinizi düşünüyorum. Eğer fırsatınız olup ta ve burayı görürseniz bunun bir şans olduğunu fark edeceksiniz.



    İnternette bu ülke hakkında bilgi azlığı nedeniyle uzun süre çalışmış ve bir haftadan uzun süre keyifle gezmiş birisi olarak fikirlerimi sizinle paylaşmak istedim. İzlanda dünyadaki pek çok ülke gibi valizinizi alıp gidilebilecek bir ülke değil. Bazı konuların bilinmesi ve planlanması gerekir. Şimdi bunların üstünden tek tek geçmeye çalışacağım.



     Neden gitmeliyim

    İzlanda adası kuzey Amerika kıta levhası ile Avrupa-Asya kıta levhasının tam ayrıldığı yerde bulunuyor. Bu nedenle ülkede 1000 kadar yanardağ bulunuyor. Orta kesimi bu volkanik aktiviteler nedeniyle hayli yüksek. Ülkenin kutup dairesinin hemen altındaki konumu nedeniyle iç kesimlerde çok büyük buzulları var. Bu durum ülkede 1000’den fazla şelale oluşmasına sebep olmuş. İnsanların diktiği dışında ülkede doğal ağaç yok. Sert rüzgarlar ve buz fırtınası ağaçların yetişmesine müsaade etmiyor. Böyle olunca çimen veya yosunlarla kaplı yemyeşil dağları var. Artık gerisini siz hayal edin 1000 yanardağ ve bir o kadar şelalesi olan, siyah kumlu plajları son derece güzel görünümlü yeşil dağları olan bir ülkedesiniz. Dünyanın en fotojenik ülkelerden birindeyseniz her kilometrede bir durmak isteyip ve inanılmaz manzaralar karşısında fotoğraf çekmemek için kendinizi zor tutacaksınız. Sık sık karşınıza şelaleler çıkacak, öbür yanda çok az yerde görebileceğiniz buharlar çıkaran geysirler, diğer tarafta simsiyah kumlu plajlarından, bembeyaz buzullara kadar insanı sürekli şaşırtan bir ada burası. Biz de buraları görsek mi diyorsanız işte sizde plan yapmaya başlamalısınız.



     Ne zaman gitmeliyim

    Bir kez şunu baştan kabul etmelisiniz ki İzlanda yıl 12 ay soğuk bir ülke. Yani hangi mevsim giderseniz gidin oldukça soğuk bir hava ile karşılaşacaksınız. Size yılı üç bölüme bölerek anlatmak çok daha uygun olacak sanırım.



    Kış sezonu: Bu sezonu Kasım ayından Nisan ayının sonuna kadar tutmak gerekir sanırım. Sıcaklıklar gündüz 4-5, gece sıfır dolayında olacaktır. Bu sezonun artıları Aurora Borealis adı verilen kuzey ışıklarını görme imkânının bulunması ve ilginizi çekerse buzulların altındaki inanılmaz güzellikteki buz tünellerini görmek olabilir. Araç kiralama ve konaklama masraflarınız daha düşük olacak. Ancak net bir biçimde belirtmek gerekir ki bu sezonda ülke tamamen karlarla kaplı olacağı için adada kat edeceğiniz uzun kilometreleri buzlu bir zeminde sürmek zorunda kalacaksınız. Şelaleler erimenin azlığı nedeniyle daha zayıf olacak. Ve o yemyeşil dağları ve yosunları göremeyeceksiniz. Son olarak belirtmek gerekir ki İzlanda oldukça bulutlu bir ülke kuzey ışıklarını hangi mevsimde giderseniz gidin görememe şansınızın olduğunu kabullenmeniz gerekir.Ayrıca kış gezilerinde kum fırtınası ve kar fırtınası olabileceğini ve bir kaç gün dışarı çıkamayabileceğinizi unutmamanız gerekir.



     Bahar sezonu: Gerçekten bu ülkede bahar diye bir sezon olduğundan söz etmek pek te doğru değil aslında. Ama bu bölüme biraz zorlamayla Eylül, Ekim, Mayıs, Haziran aylarını dâhil edelim. Bu aylarda özellikle Mayıs ve Ekim’de de kar yağışı ile karşılaşabileceğinizi unutmamalısınız. Sıcaklık gündüz 10, gece 4 derece civarında olacaktır. Dağların ve manzaraların daha sarı olacağını bilmelisiniz. Önce avantajlarından başlayalım. Kuzey ışıkları eylül ve ekimde görülebilir. Ayrıca fiyatlar bir tık daha düşük olabilir, ancak bu bir tık konusunu sevinçle karşılamadan önce lütfen fiyatlar ve pahalılık paragrafını okuyun. Yinede bahar seçeneğinin kalabalıkların az olabileceği bir seçenek olduğunu kabul etmek gerekir.



    Yaz sezonu: Bu mevsim İzlanda'nın yüksek sezonu sayılabilir. Biz seyahatimizi Ağustos sonunda gerçekleştirdik. Şunu net biçimde belirtmeliyim ki beklentiniz plajda oturmak, ayaklarınızı suya sokmak gibi bir şeyse İzlanda'yı pas geçmenizi öneririm. Yaz mevsiminde ısı güngüz 14, gece 6 derece civarında olur. Ada yeşil olacaktır, o dağların ve sonsuz ıssızlıkların yeşil elbisesi sizi kendinizden alabilir.



   Ancak yazın buz tüneli ve kuzey ışıkları yok. Ağustosun 25'inden sonra görülebiliyor ancak o tarihler hava hep bulutluydu. Ayrıca şunu bilmelisiniz ki bu kuzey ışıkları her gece seansı belli bir film gibi sürekli gösterimde olmuyor, biraz da şans gerekli yani. Yazın turist çok ancak ülle çok büyük ve İtalya'da olduğu gibi sizi bunaltacak bir kalabalıkla hiç karşılaşmıyorsunuz. Ancak kalabalık nedeniyle aracınızı ve otelinizi aylar öncesinden ayırtmalısınız. Çünkü kırsalda konaklama olanakları o kadarda sınırsız değil. Son cümle olarak adada kaldığım yaz döneminde zaman zaman okadar zorlayıcı ilkim koşullarına maruz kaldık ki kışın gitmeyi düşünmeyin derim.



    Ne kadar süre ayırmalıyım

  Şimdi geldik en zor soruya. İzlanda ortalama bir avrupa ülkesi kadar büyük ve gezilecek yerler pek te yan yana değil. Böyle olunca ne kadar süre ayımanız gerektiği daha çok bütçe ve hevesinizle ilgili. Biz gezimizde 8 günde 1800km yol yaptık. Gitmediğimiz sneafells yarım adasını da ilave etmek isterseniz 350 kilometre daha eklemelisiniz. Hız sınırının 90 km olduğunu en çok 100 km hızla gidebileceğinizi ve yolların gidiş geliş olduğunu da dikkate alın. Bu durumda kişisel önerim günde 200 km civarı yol yapmanız makul olacaktır.



   Yukarıdaki resim bizim ada içerisindeki rotamızı ve günleri gösteriyor. Bir gün başkent ve Bleu Lagoon için öneririm. Okuduğum yazılardan başkentte iki gün kalanlar gördüm ama kesinlikle daha fazla vakit kaybetmeden bu güzel adayı keşfe çıkmanızı öneririm. Bir gün altın çember turu yapmalı ve güney yönüne dönüp en az iki gün yol gitmelisiniz. Vardığınız nokta başkentten 480 kilometre uzakta illaki geri dönmek isterseniz gelirken atladığınız yerlere bakarak bir günde dönebilir ve İzlanda adasını beş günde kısaca görebilirsiniz.



    Ama ben size bunu kesinlikle önermem. Adanın kuzey kesiminde de sizi sizden alacak farklılıkta pek çok nokta var. Ancak bizim yaptığımız gibi Jökulsaron-Egilsadir yolunu gezi günü sonunda kat etseniz de gidilecek çok kilometreler var. Eğer hakkını vererek dolu dolu gezmek istiyorsanız geri dönmeden üç güne daha ihtiyacınız var. Bu da en az yedi günlük bir zaman ayırmanız demektir. Bizim rotamızın dışında balina gezisi, Husavik düşünürseniz bir gün. Sneafells yarımadası düşünürseniz de bir buçuk veya iki gün eklemelisiniz ki makul bir gezi olsun. İç ülkeye gireceğiniz her F road rotası için bir gün gerekir. Sonuç olarak çok kısaca görmek için 5gün ki ben bunu önermem. Makul bir gezi için 7-8 gün. Her yerini görmek isterseniz 12 gün yeterli olacaktır.



    Fiyatlar ve pahalılık

    Baştan belirteyim ben dünyada İzlanda'dan pahalı bir yer görmedim. Size daha hesaplı bir tatil için önerilerde bulunacağım ama her koşulda eğer otostop yapmayacaksanız, arabada veya çadırda uyumayacaksanız çok önemli bir bütçeniz olmalı.Araç seçimi ile ilgili önerilerimi aşağıda belirteceğim ancak bir hafta için beş kişilik bir normal arabaya 500, 4x4 bir arabaya 600-700 euro vermeniz gerekeceğini unutmayın. Biz 9 kişilik bir araç için 8 güne 1350 euro ödedik.



Konaklama için üç seçeneğiniz var:

   Birincisi çadır bunun için çok soğuk bir ülkede konakladığınızı unutmamanızı öneririm. Ayrıda adada istediğiniz yere çadır kuramazsınız. Ancak çadır alanlarına kişi ve çadır başı bir ücret ile konaklaya bilirsiniz. Bu durumda bile bir haftada 300 euro bir masrafınız olacaktır.



    İkincisi Camper tarzı bir araç kiralamak ve çadırda yatmak olabilir. Bu durumda yemek işlerinide arabada hazırlama olanağınız olabilir. Ancak tuvalet konusunda soğuk bir ülkede sıkıntı yaşayacağınızı ve banyo için kampinglerden yararlanmanız gerekeceğini unutmamalısınız. İyi bir Camper için 1000 euro ödersiniz ve en çok iki kişi yolculuk yapabilirsiniz.



   Üçüncü seçenek ise ev, otel ve cottagelerden oluşan klasik konaklama. Bu konforlu seçeneğin her üçünü de kullanmış birisi olarak bizim altı kişi 8 gecelik konaklamamızın 2500 euro dolayında  olduğunu belirteyim. Ayrıca ada içerisinde bazı noktalarda çok az seçenek arasından seçim yapmak zorunda kalıyorsunuz bu nedenle aylar öncesinden yerinizi ayırtmanızda fayda var. Bizim konaklama noktalarımızı ve onlar hakkındaki fikirlerimi gezi yazıları içerisinde detaylandırdım. Size önerim ev kiralamaktan çekinmeyin böylelikle akşam yemeği ve sabah kahvaltısını market tedariki ile yapabilirsiniz ki bu çok daha hesplı olur. Ancak adada kaldığınız süre içerisinde en az bir mümkünse iki gece cottage'de konaklayıp böyle bir deneyimide yaşamanızı öneririm.



    Fiyat kategorisinde son nokta ise yemek konusu. Adada dışarıda yemek yemeyi düşünmeyin bile. Basit bir pizza kola almak isterseniz 30 euro ödemeniz gerekir ki. Şöyle bir et yesek şarap açsak derseniz iki kişi 300 euro hazırlamalısınız. Biz tüm öğlen yemeklerimizi ton balık ve market gıdaları ile yaptık. Adada başkent dışındaki konaklamalarımızda her mutfaklı cottage ve evlerde konakladık ki bu sayede sabah kahvaltıda yumurta, fırın patates gibi güzel ve doyurucu öğünleri ucuza alabildik. Akşam ise yine marketten et ve çeşni tedariki ile Türkiye'den getirdiğimiz makarnaları tükettik. Bu şekilde altı kişi için 8 güne 350 euro market harcaması oldu.



    Araç tipi ve yakıt

   Bir kere burası çok büyük bir ada ve sizin burada makül olarak bir arabanız olması gerekecek. Yaklaşık 50 kadar araç kiralama şirketi burada faal. Bu bakımdan pek çok seçenek var. Ancak bir detayı bilmelisiniz ki çok kiralama şirketi olması sebebiyle şirket ofislerinin pek çoğu alandan uzakta ve üç değişik duraktan oluşan kiralama merkezinde. Kiraladığınız firmanın hangi durakta olduğunu öğrenin ve havaalanında rentacar yazılarını izleyin ücretsiz servis durağını bulun. Biz aracımızı İcelandair şirketinin bilet sonrası bize gönderdiği linkten kiraladık. Europcar şirketinden kiralamamıza karşın yerel şirketler kadar ucuz oldu. Havaalanı terminal binasında sadece sixt, europcar ve avis şirketlerinin ofisi var.

    Araç tipi konusunda F road denilen toprak yollara girmeyecekseniz ve kış ayında yolculuk yapmayacaksanız kesinlikle 4x4 almayın. 1 numaralı ana yol ve kullanacağınız yolllar son derece düzgün ve bakımlı.



    Su ve market olanakları

   Ülkenin tamamında çeşme suyu içiliyot. Zaten suları buzullardan geliyor ki çok lezzetli. Sadece iki noktada sıcak suda rahatsız edici miktarda sülfür kokusu vardı ama bunu da bir olarak düşünmek gerekir. Yanınızda matara getirin suya bir servet ödemeyin.

Marketlerin bir kısmı saat 11:00 da açılıp 18:00'da kapanıyor. Günlerinizin programını yaparken buna dikkat edin. Netto marketler gecelde 20 veya 21 de kapanıyor. Ancak Selfoss'tan Vik'e kadar, oradandaazdı Höfn ve Egilsadir'e kadar market bulamazsınız. Bu ismini yazdığım dört yer dışında 500 kilometrede başka market yok. Tıpkı Egilsadir'den Myvatn'e kadar. Planlamanızı buna göre yapmalısınız.



    Aynı şeyler yakıt içinde geçerli. Eğer normal küçük depolu bir araç kiralamışsanız her gün yakıt alın. Yarın alırım derseniz önünüzdeki 200 kilometre benzinci olmayabileceğini unutmayın. Benzincilerde görevli yok kart ile alışveriş yapıyorsunuz. Marketlerde de kart kullanacağınız düşünülürse 200 euro bozdurmanız bir hafta için çok yeterli olacaktır. Bu arada adada İzlanda Kronu kullanıldığını belirtmeliyim.

   Daha yazıla bilecek noktalar var ancak bunları gezi bölümlerinin içerisine dağıttım umarım yararlı olmuştur. Unutmayın İzlanda yeterli bir ön çalışma yapılmadan gidilebilecek bir gezi rotası değil.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör