• Murat Hüseyin inceoglu

Güney İtalya 5 "ÇİZMENİN TOPUĞU"

Güncelleme tarihi: 5 Mar

     İtalya haritasına bakıp ta bir çizme görmeyen pek yoktur herhalde. İşte bugün sizleri o çizmenin topuğuna götüreceğim. Lecce bizim konaklama merkezimizdi biz iki gün Lecce'de kaldık. İlk gün Napoli'den geldiğimiz gün ikinci gün ise aşağıda anlattığım parkuru yapabilmek için.



     Lecce kentide çok güzel ve hareketli bir kent. Burasını başka Güney İtalya 4 yazısında özetledim bu nedenle burada bahsetmeyeceğim. Krokiden de kolayca anlayacağınız gibi Lecce çizmenin topuğunun tam ortasında her yere yakın konumda. Öncelikle batıya Gallipoli yönüne ilerleyip İyon denizinde yüzdükten sonra Akdeniz ile Adriyatik denizinin birleştiği nokta üzerinden Otranya varacağız ki burada Adriyatik denizine girdiğinizde aynı günde iki farklı denize girme olanağınız olacak. Bu rota parçalar halinde 200km lik bir yolu kapsıyor. Ancak bizim yaptığımız gibi yaz mevsiminde giderseniz aralarda yüzme, yemek ve gezme molaları da vereceğiniz için sanki hiç yol yapmamışsınız gibi gelecek. Yolun en yorucu ve en manzaralı kısmı Leuca ile Otranto arasındaki sahil yolu. Yol çok dar, virajlı ancak bir o kadarda manzaralı. Çok güzel yerleşimlerden geçiyor. Burada seçim sizin düz ve manzarasız Maglie yolunu seçebilirsiniz veya biraz kıvrımı göze alıp sahil yolunu.



Leuca Otranto yolu üzerinde bir köprü.

   GALLİPOLİ

     Gallipoli, kanımca Puglia’nın en güzel kasabalarından birisi. Nüfusu sadece 20 bin. Küçük ama tipik bir Akdeniz kasabası. Tarihi merkezine bayıldım. Dar sokaklarda birbirinden güzel binalar var. İnsanlar çok sıcakkanlı ve doğal tipik İtalyan bakımsızlığı her köşeye yayılmış durumda. Yabancı turist neredeyse hiç yok. Ancak burası deniziyle meşhur bir yer olması nedeniyle tatil amaçlı gelen yerli turist yoğunluğu var.


internet resmi

      Adının Gelibolu ile olan ilgisi olduğu çok açık. Ancak hangisinin daha eski olduğunu bir türlü bulamadım öğrenirsem sonradan da yazacağım. Tarihi kentin bir yarımadanın ucundaki minik bir adada olduğunu belirteyim.



      Kasaba küçük olduğu için gezmesi kolay. Balık pazarı ve kaleye uğradıktan sonra, şehrin tarihi merkezinde, Pace Antonietta Caddesi boyunca, denize ulaşana kadar yürümenizi öneririm. Bu cadde boyunca görmeniz gereken birçok yeri göreceksiniz zaten. Bu kasabada bir saat dolaşmanız yeterli ve keyifli olacaktır. Gallipoli, süngeriyle de meşhur bir kasabaymış. Denizden ilk çıktığında siyah oluyormuş, sonradan sararıyormuş. Biz sünger görmedik ama yediğimiz kalamar hayli güzeldi doğrusu.



     Kasabanın plajlarının da oldukça ilginizi çekeceğini hemen belirtmeliyim. Kentin içerisinde de denize girilen bir plaj var ancak ben size Gallipoli’nin azıcık dışında, arabayla 15 dakikada gidilen Lido Pizzo’ya gitmenizi öneririm. Deniz de aynı bizim Çeşme Ilıca gibi. Türkuaz renkli, altın kumlu, git git derinleşmeyen cinsten. Su çok berrak ve ılık, orada bir tesisten yararlandık, şemsiye, duş, kabin her şeyi bulmanız mümkün. Bir kaç saat deniz molası size tarih ve kültür gezisi kıvamından deniz tatili kıvamına girmenize sebep olacaktır. Bunu yapabildiğim tatilleri çok seviyorum. Hem gezme ve hem yüzme birlikteliğini sağlayabildiğimiz Malta, Sicilya ve Güney İtalya gezileri bu bakımdan çok rahatlatıcı ve farklı oldular.



     LEUCA

   Çizmenin topuğunun ucuna konumlanmış şirin bir Akdeniz kasabası. Adriyatik ile Akdeniz’in birleşme yerinde. Kasabada belki bir şeyler yiyebilirsiniz. Ancak aç değilseniz kasabanın merkezine girmenizi önermem çünkü çok özellikli bir yer değil.



     Kasabanın hemen yanında tam burunda güzel bir anıt, fener ve nedense bir kilise oturtup bir de aziz uydurmuşlar. Burası çok güzek bir tepedesiniz büyükçe bir meydan. Pek çok hediyelikçi var. Sağınızdan görünen deniz İyon denizi, solunuzda kalan ise Adriyatik.İki denizin birleştiği yerde bulunmak farklı bir deneyim olacak sanırım. Çok hoş ve etkileyici bir alan.



    Buradaki kilisede evlenen bir çifte denk geldik ki bir başka kafile de biz ayrılırken geliyordu. Sanırım burada evlenmenin onlar açısından da bir farklı anlamı var.


Dalgakıranın lego gibi taşları

     OTRANTO

     Otranto, hem Puglia’nın hem de İtalya’nın en güney doğusunda bulunan 5.000 nüfuslu küçücük yazlık bir kasaba. Otranto aynı zamanda küçük bir deniz şehri. Aslında yazın denize girmek için harika plajları da var. Bizim küçük kıyı kasabalarına benziyor ama tarihi kesimi hariç. Otranto’nun İtalya’daki ününün asıl sebebi ise Fatih Sultan Mehmet’in son dönemlerinde, 1480 yılında, Osmanlıların burayı 13 ay boyunca işgal etmesi.



    Anlattıklarına göre, o dönemde de nüfusu 5.000 civarında olan kasabaya Osmanlılar 20.000 askerle gelmiş ve halkı Müslüman olmaya zorlandığı. Olmayacağını söyleyen ilk 800 kişinin de kafasını kesmiş oldukları belirtiliyorlar. Otranto Katedrali’nde sergiliyorlar şimdi ölen kişilerin iskeletlerini. Kafatası yığınının korkutucu ve ilginç bir görüntüsü var. Bu kişilere DNA testi yapamayacağımıza göre bu kafa taslarının sahibinin kim olduklarını bilemeyeceğiz. Ancak bu kişilerin hepsi Aziz ilan edilmiş. Sonrasında Fatih Sultan Mehmet’in ölümü üzerine, Osmanlı Devleti İtalya seferine gerekli önemi veremeyince ve halk da isyan edince, 1481’de şehirden çekilmek durumunda kalmış. Otrantolular bugün hala gurur duyuyorlarmış Türklerin İtalya’ya girmelerini engelledikleri için.


Leuca Otranto yolunda bir köprü

    Türk olduğunuzu öğrendiklerinde "Mamma, li Turchi!" diye gülerek bağırmaları gelenekselmiş. "Mamma, li Turchi!" Türkçe'ye kabaca "Anneciğim, Türkler geliyor!" şeklinde çevrilebilir.


Kale içi çarşı, makarna seramik satıcıları

     Ancak orada bulunduğumuz süre içerisinde restoranda veya alışverişte karşılaştığımız herhangi birisinin bize olumsuz veya rahatsız edici bir davranışını fark etmedik. Yukarıda yazdıklarım sanırım tarih kitaplarında kalmış uygulamada bir karşılığı yok.


Arabanın lastiklerinin güneşten korunduğunu da ilk gördüm.


      Peki Otranto güzel mi diye soracak olursanız tarihi kısmı güzel. Modern kısmında bir şey yok, ancak kale içi çarşılar güzel ve güzel bir akşam yemeği yedik. Altta resmini koyduğum özgürlük anıtı benzeri bir heykelleri var ve gün batımı güzel bir hal alıyor.



     Sonuçta planı takip ederseniz bu tüm gün ufak boyutlu güzel yerleri pek de yorulmadan gezecek, bolca yüzecek, deniz kokusunu ciğerlerinize doldurup döneceksiniz evinize. Akşam yemeğini Otranto'da almanızı öneririm. Yorulacak mısınız? Evet ama eğlenecek, görecek ve bolca ıslanacaksızız. Haydi denize!!

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör