• Murat Hüseyin inceoglu

Budapeşte çevresinde bir gün

Güncelleme tarihi: 14 Oca 2020

     Szentendre Kasabası

      Baş kentten yaklaşık 30 dakikalık araba yolculuğu ile ulaşabileceğiniz bir kasaba burası. Aslında Macar kasabası gibi görülse de tarihte Osmanlı'dan kaçmış Sırpların şekillendirdiği bir yerleşim burası.



     Yaşadığınız şehirde vakit bulduğunuz zaman yakın, yeşil, şirin köylere, kasabalara gitmeyi seviyorsanız Budapeşte’ye gidince şehrin yirmi beş kilometre kuzeyinde yer alan Szentendre kasabası tam size göre. Orta çağa sıkışıp kalmış Arnavut kaldırımlı kasabada gezmerken insanda güzel hisler doğuruyor doğrusu. Soğuk bir havada gezmiş olmamıza karşın ana cadde üzerinde sempatik görünümlü dükkanlarda porselen ve hediyelik eşya mağazaları ve gurme restoranlarıyla gezerken insanda hoş hisler uyandıran bir yer. Tarihi ve stratejik önemi Estergon ve Visegrad kadar olmasa da turistler için alışveriş; Budapeşteliler için ise dinlenmek için ideal bir kaçamak noktası.



    Özellikle alkollü yerel içkileri çok meşhur. Palinka adı verilen bir Macar içkisi var. Meyvelerden yapılmış yüksek alkollü bir içki. Hangi meyveden yapıldıysa üzerinde resmi, bazen de içinde meyvesi oluyor. Biraz dolaşmak, biraz alışveriş, kavhe içme molası dahil üç saatte gezebilirsiniz. Bu gezide Tuna nehrinin size eşlik edecek olması da fazladan renk katacak.



     Visegrad

   Visegrad aslında ülkenin Pest ilinde bulunan küçük bir kasaba. Burası da yaklaşık yarım saatlik bir yolculukla varılabilecek bir yer. Macar Kralı Mathias Corvinus' un yazlık sarayı ve Visegrad kalesiyle ünlü. Kale Osmanlı'lar zamanında çok meşhurmuş. Kale neden bu kadar meşhur bilinmez ama manzara muhteşem. Buradaki pek çok yerde yöresel Macar yemekleri yemek mümkün. Çünkü turlar tarafından sıkça ziyaret edilen bir yerleşim. Hal böyle olunca yemek sektörü de gelişmiş. İyi bir havada geldiyseniz nehir kıyısında oturulacak güzel yerler var. Biz noel marketlerini yakalamak amacıyla Aralık ayını seçtiğimiz için bu noktada çok şanslı sayılmazdık.



    Serin olduğu için, yazları kraliyet bu şehre gelirmiş. Visegrad, Avrupa tarihinde, Çek, Macar, Polonya krallarının toplandığı yermiş. Günümüzde de Çek, Macar, Polonya ve Slovak liderlerinin toplantıları burada yapılıyormuş. Bu yüzden halen bu ülkelere Vissegrad devletleri deniliyor. Kaleden Tuna'nın muhteşem görüntüsüne de doyum olmuyor.



     Estergon

   Esztergon, Macaristan'ın ilk başkenti fakat Macarlar için hala din açısından başkent konumunda. Ülkenin en büyük kilisesi olan Esztergon Basilica bu şehirde bulunuyor.



     Ayrıca, Türk tarihinde önemli bir yeri olan ve ismini şehirden alan Esztergon Kalesi de bu şehrin en önemli simgelerinden birisi. Esztergon kalesinin içine yapılmış olan bu tarihi ve dini yapısının dışında bana göre en güzel tarafı, Tuna'yı gözlerinizin ve ruhunuzun bayram edeceği izleme olanağı sunması.



    Bazilika tepesinden manzara gerçekten bir harika. Kaleden karşı yöne baktığınızda karşı kıyı Slovakya. Kale ve kilise şu anda iç içe geçmiş ve oldukça manzaralı.



    Kilisenin için oldukça büyük ve müze dışındaki bölümler için bir ücret istenmiyor. Yeterince kilise görmüş birisi olarak manzarasını bir kenara bırakacak olursak büyüklüğü dışında pekte aklımda kalıcı bir iz bırakmadı.




     Sturovo

    Estergon, Tuna nehri kıyısında. Karşı kıyıda ise Slovakya ile Etsergon`u 110 yıllık bir köprü, Maria Valeria Köprüsü bağlıyor. Köprüyü geçer geçmez, Slovakya sınırını geçince Estergon`u karşı kıyıdan seyredip, güzel resimler çekmeyi ihmal etmeyin. Yukarıdan manzara ne kadar güzelse aşağıdan da manzara o kadar etkileyici. Hem de bir ülke daha ziyaret etmiş oluyorsunuz.



    Kalenin surları sağlam kalmış ama iri mavi kubbesiyle, görkemli görünüşüyle fotoğraf karelerinde dikkat çeken yer Estergon Bazilikası. Yine de insan kalenin o çok hakim konumuna şaşırmadan edemiyor doğrusu.



    Sturovo ise bir Slovak kasabası öyle çok öne çıkan bir özelliği yok. Karşı kıyı manzarasından sonra arzu ederseniz bizim yaptığımız gibi bir Slovak süpermarketine uğrayıp yerel peynir ve ekmeklerinden alabilirsiniz. Bu da size çok kısa bir alan içerisinde iki ülke kültürü ile kaynaşma şansı verecektir.




    Bir gün erken başlamanız halinde akşam çok ta geç olmadan geri gelebileceğiniz iki ülkelik bir gezi olacak. Akşam yemeğini arzu ettiğiniz bir restoranda yedikten sonra Gerbaut Cafe'de sıcak çikolatanızı yudumlarken ki bunu hararetle öneririm. Gün içerisinde çok ta yorulmadan hoş anılar biriktirip güzel yerler gördüğünüzü fark edeceksiniz.



     Bu kent dışı gezi gününü özellikle kentte bir iki gün gezdikten sonra planlarsanız yoğun kent gezisine ara verip kırsala açılmanın rahatlığını da yakalamış olursunuz.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör